Kara Gagalı Kırmızı Ayaklı Yelkovan / by Nezihe Karakaya

Tripod ayaklı lambaderin kısık dimli aydınlığında, aynadaki yansımaya bakarken gözüm aniden kara bir gölgeye takıldı. Bu gölge hareket ediyor Aman Allahım! Bir de ne göreyim? Atölyemde sürpriz bir misafir var. Çalışma masamın dağınıklığına eşlik ediyor. Kalemliğime tünemiş kara gagalı, kırmızı ayaklı, siyah bir kuş…

E cinsi nedir bunun ? Araştırmaya koyuldum. Doğanın dilini bilen bir Kızılderili olsam, bu kuşun bugün (12eylül), bu saatte (22:00), bu mevsimde (sonbahar), atölyemde olmasından bir totem çıkarımı yapabilirdim.Üstünede aynanın önünde, ve onca yer arasında çalışma masamı tercih etmesinden evrensel bir mesaj çıkarımı yapabilirdim… Öyle bir okuma isteği duydum ki içimde. Sonra araştırmaya koyuldum. Evet, gagası ince, ucu hafif kıvrık, haliyle İstanbul’da yaşıyor. Bu coğraafyadaki kuş türlerinden hangisi acaba? Acaba Yelkovan kuşu olabilir mi? Nam-ı diğer kara martı.. E, iyi de ayakları perdeli değil. Perdesiz ayaklı Kara martı var mı? Sen bir yelkovansan bana zamanın durduğu anı anımsattın. Başka bir seçenek… O zaman Kuzgun mu? Savaş mı var?demek istedin? Hmmm… Tüyleri o denli siyah değil, gagası o kadar kalın değil ve bu kuşun ayakları da kırmızı… O halde Sığırcık? Yo yoo.. O kadar renkli değil tüyleri, gagası da düz değil ve onun kadar ufak sayılmaz.. Pardon da Kara Kumru olabilir mi? Eşini arayan yolunu şaşırmış, yalnız bir kumru… Yo hayır, sadece ayakları kırmızı diye Kumru olur mu hiç… Sahi neden cinsini tanıma peşine düştüm ben bu kadar?

Tanımlamayı size bırakıp bana yoldaşlık eden misafirimle koyu bir sohbete dalacağım…

Hoşgeldin Sevgili Kara Kuş!

Kalemliğimin üstünde durarak kaleminle konuş dediğini anlıyorum…

Fakat gidip yer değiştirdin ve telefona yürüdün…

Bana haber mi getirdin?

Kimdendir acaba? Sevgiliden mi yoksa?

Hani günlerce özlemden bahsedip vakit varken yarat(a)mayan sevgiliden?

Yaralısın sen uçamıyorsun, hırpalanmışsın, anlıyorum.

Yoksa Fırtınadan mı kaçtın? Ya da Fırtına haberi vermeye mi geldin?

Ne fırtınasıdır bu? Kalplerin dağlandığı parçalandığı bir fırtına mı?

Sıcak, güvenli,sevgi dolu, huzurlu bir yuva arıyorsun sen…

Empatiler kaybolmuş, kalpler yozlaşmış, şefkat kalmamış, nezakete yıldırım düşmüş, bencillik gözleri bürümüş, sevgi toz olmuş uçmuş… Sözcükler,eylem vaat etmiş ve uçuşmuş yok olmuş.

Beklenti kaosun en kontrol dışı halidir. Bile bile ateşi yaratmaktır. Hatta beklenti bir çeşit mazoşizmdir, diyorsun bana. Kaostan kaçamayız evet haklısın ama irade dışı olunca fırtınasına kaybolarak kapılırız…

Haklısın Fırtına var. Hava da çok soğudu.

Yalnız kaldın. Sessizliğin yüksekliğini duymaya çekildin.

Ekosistem fena artık, anlıyorum. Kendini sürüden ayırdın ve güvenli bir yere sığındın.

Pencereler açık gitmiyorsun ama kırmızı titrek adımlarınla yelkovanı ilerletmek ve kavuşmak istiyorsun günışığına.

Uyu Kara Kuşum. Gecem. Dinlen. İstirahat et.

Yarın yeni bir gün. Güneşli olsun. Sevdiklerinle huzur neşe dolu olsun.

Atölye burası. Renklerin üretim alanı.

Renkli rüyalar…

telefonda.jpg
misafir.jpg